
HATAY BAROSU’NDAN YENİ ADLİ YIL MESAJI: “HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNDEN TAVİZ VERİLMEMELİ”
Hatay Barosu, 2026-2027 Adli Yılı dolayısıyla yayımladığı basın açıklamasında; yargı bağımsızlığı, savunma özgürlüğü, insan hakları ve hukuk devletinin temel ilkelerine dikkat çekti. Baro, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının eksiksiz uygulanması gerektiğini vurgularken, tutuklamaların istisnai bir koruma tedbiri olmaktan çıkarılarak cezalandırma aracına dönüşmemesi gerektiğinin altını çizdi.
Haber: Levent AŞKAR
Hatay Barosu Başkanlığı, 2026-2027 Adli Yılı’nın başlaması dolayısıyla bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada; hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, savunma hakkı, insan hakları, adil yargılanma ve avukatların mesleki sorunları başta olmak üzere yargı sistemine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunuldu.

Hatay Barosu, yeni adli yıla girerken savunmanın yargının kurucu unsurlarından biri olduğunu hatırlatarak, hukukun üstünlüğünü, yargı bağımsızlığını, savunma özgürlüğünü ve insan haklarını koruma sorumluluğunu sürdüreceğini belirtti.
“ADALET, TOPLUMSAL BARIŞIN TEMELİDİR”
Açıklamada adaletin yalnızca mahkeme salonlarında verilen kararlardan ibaret olmadığına dikkat çekilerek, adaletin yurttaşın devlete güvenmesinin, toplumsal barışın ve demokratik hukuk devletinin temel unsurlarından biri olduğu ifade edildi.
Hukuk devletinde hiçbir kişi, makam veya kurumun hukukun üzerinde olamayacağı belirtilen açıklamada, yargının bağımsız ve tarafsız biçimde görev yapmasının yalnızca hâkim ve savcıların değil, adalet arayan tüm yurttaşların güvencesi olduğu vurgulandı.
Hatay Barosu, yargının siyasi, idari veya toplumsal baskılardan uzak görev yapamadığı bir sistemde adil yargılanma hakkından ve gerçek anlamda hukuk güvenliğinden söz edilemeyeceğini kaydetti.
“YARGI KARARLARININ UYGULANMASI BİR TERCİH DEĞİLDİR”
Baronun açıklamasında, hukuk devletinin karşı karşıya bulunduğu önemli sorunlardan biri olarak kesin ve bağlayıcı yargı kararlarının uygulanması konusundaki tartışmalara işaret edildi.
Anayasa’nın 138. maddesi uyarınca yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu hatırlatılan açıklamada, Anayasa’nın 153. maddesine de dikkat çekildi.

Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları ile idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağladığı belirtilerek, bu kararların uygulanıp uygulanmayacağının bir tercih değil, anayasal bir zorunluluk olduğu ifade edildi.
“AİHM KARARLARI DA EKSİKSİZ UYGULANMALI”
Hatay Barosu, Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının da yerine getirilmesi gerektiğini vurguladı.
İnsan haklarının korunmasına ilişkin uluslararası yükümlülüklerin siyasi koşullara veya kararın muhatabına göre değişemeyeceği belirtilen açıklamada, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının eksiksiz ve gecikmeksizin uygulanmasının hukuk devletinin gereği olduğu kaydedildi.

“ADALET TERAZİSİ KİME GÖRE DEĞİŞMEMELİ”
Açıklamada, yargı kararlarının kişilere göre uygulanıp uygulanmadığı yönünde toplumda bir kanaat oluşmasının hukuk devletine verilebilecek en büyük zararlardan biri olduğu belirtildi.
Hatay Barosu, adaletin gücünün yalnızca verdiği karardan değil, o kararın herkes bakımından eşit ve aynı şekilde geçerli olmasından kaynaklandığını vurguladı.
“TUTUKLAMA CEZALANDIRMA YÖNTEMİ DEĞİLDİR”
Ceza muhakemesinin temel ilkelerine de değinilen açıklamada, tutuklamanın bir cezalandırma yöntemi değil, istisnai nitelikte bir koruma tedbiri olduğu hatırlatıldı.
Tutuklamanın ölçülülük ve zorunluluk ilkelerinden uzaklaşarak peşin cezalandırmaya dönüşmesinin; kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkını zedelediği ifade edildi.
Baro, tutuklamanın kural hâline geldiği bir hukuk düzeninde toplumun adalet duygusunun ağır yara alacağını belirtti.
“AVUKAT YARGININ KURUCU UNSURUDUR”
Savunma makamının bağımsızlığının yargı bağımsızlığından ayrı düşünülemeyeceğine dikkat çeken Hatay Barosu, avukatın yargının yardımcı unsuru değil, kurucu unsuru olduğunu vurguladı.
Avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle baskı altına alınmasının, görevlerini yerine getirirken engellenmesinin veya mesleki güvencelerinin zayıflatılmasının yalnızca avukatları değil, doğrudan doğruya yurttaşların hak arama özgürlüğünü de sınırlandırdığı ifade edildi.
AVUKATLARIN EKONOMİK SORUNLARI GÜNDEMDE
Açıklamada avukatların giderek ağırlaşan ekonomik koşullar altında mesleklerini sürdürmeye çalıştığına da dikkat çekildi.
Serbest çalışan avukatların ekonomik sorunları, bağlı çalışan avukatların ücret ve çalışma koşulları, kamu avukatlarının özlük hakları, stajyer avukatların ekonomik güvenceleri, zorunlu müdafilik ücretlerinin düşüklüğü ve adli yardım ödemelerinin yetersizliği, çözüm bekleyen temel sorunlar arasında sıralandı.
Hatay Barosu, ekonomik açıdan güçsüz bırakılmış bir savunma makamından güçlü ve bağımsız bir yargı düzeni beklenemeyeceğini vurguladı.
“HUKUK EĞİTİMİNİN NİTELİĞİ YÜKSELTİLMELİ”
Hukuk eğitiminin niteliği ve mesleğin geleceğine ilişkin kaygıların da devam ettiği belirtilen açıklamada, ihtiyaç ve akademik yeterlilik gözetilmeden belirlenen hukuk fakültesi kontenjanlarının mesleğin niteliğini doğrudan etkilediği ifade edildi.
Mesleğe girişte sınav uygulanmasının tek başına sorunları çözmeye yetmeyeceği belirtilirken; hukuk eğitiminin niteliğinin yükseltilmesi, kontenjanların gerçek ihtiyaçlara göre belirlenmesi ve hukuk fakültelerine girişte başarı ölçütlerinin güçlendirilmesi gerektiği kaydedildi.
“BAROLAR, SAVUNMANIN KURUMSAL GÜVENCESİDİR”
Hatay Barosu, baroların bağımsızlığı ve özerkliğinin yalnızca avukatların mesleki meselesi olmadığını da vurguladı.
Baroların özgürce konuşabildiği, insan hakları ihlalleri karşısında söz söyleyebildiği ve kamu gücünü kullanan makamları hukuk çerçevesinde eleştirebildiği bir ülkenin demokratik hukuk devletinin gereği olduğu ifade edildi.
Baroların ifade özgürlüğüne ve kurumsal bağımsızlığına yönelik müdahalelerin, nihayetinde yurttaşın savunma hakkına yönelik müdahale anlamına geldiği belirtilen açıklamada, “Avukatın sesi kesilirse yurttaşın nefesi kesilir.” ifadelerine yer verildi.
HATAY BAROSU’NDAN YENİ ADLİ YILDA NET MESAJ
Hatay Barosu, yeni adli yıldaki temel beklentilerini de kamuoyuyla paylaştı.
Açıklamada; Anayasa’nın yalnızca atıf yapılan bir metin değil, devletin bütün organlarını bağlayan en üstün hukuk normu olduğunun unutulmaması, mahkeme kararlarının istisnasız uygulanması, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının gereğinin yerine getirilmesi ve yargının her türlü etkiden uzak, bağımsız ve tarafsız biçimde görev yapması gerektiği vurgulandı.
Hatay Barosu, kimden geldiğine ve kime yöneldiğine bakmaksızın hukuka aykırılıkların karşısında; temel hak ve özgürlüklerin, bağımsız yargının ve özgür savunmanın yanında durmaya devam edeceğini kamuoyuna ilan etti.
Baro, 2026-2027 Adli Yılı’nın; hukukun üstünlüğünün güçlendiği, yargı kararlarının tartışmasız biçimde uygulandığı, savunmanın özgür olduğu, avukatların mesleki ve ekonomik sorunlarının çözüme kavuştuğu ve her yurttaşın adalete eşit biçimde erişebildiği bir yıl olması temennisinde bulundu.



