
TÖBSEN’DEN MEB-TÜGVA PROTOKOLÜNE SERT TEPKİ
“Okullar Halkındır, Vakıfların Değil”
Haber: Levent AŞKAR
Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası (TÖBSEN) Genel Başkanı Deniz Ezer, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) arasında imzalanan ve 2030 yılına kadar uzatılan iş birliği protokolüne ilişkin sert açıklamalarda bulundu. Ezer, söz konusu protokolün eğitim sisteminin laik, bilimsel ve kamusal yapısına zarar verdiğini savunarak uygulamanın derhal sona erdirilmesi çağrısında bulundu.
“Devlet Okulları Belirli Yapıların Faaliyet Alanına Dönüştürülüyor”
Yazılı bir basın açıklaması yayımlayan Deniz Ezer, Milli Eğitim Bakanlığı’nın kamu eğitim kurumlarını vakıf ve derneklerle yapılan protokoller aracılığıyla farklı yapıların faaliyet alanına dönüştürdüğünü ileri sürdü.
Ezer, 2018 yılından bu yana sürdürülen uygulamalara yönelik yargı kararlarına rağmen benzer iş birliklerinin devam ettirildiğini belirterek, yaz okulları ve sosyal etkinlik programlarının amacından uzaklaştırıldığını iddia etti.

Danıştay Kararlarına Rağmen Uygulamanın Sürdüğü İddiası
TÖBSEN Genel Başkanı, Danıştay tarafından verilen yürütmeyi durdurma kararlarına rağmen protokollerin sürdürülmesini eleştirerek, özellikle bazı illerde devlet okullarının çeşitli vakıf faaliyetleri için tahsis edilmesini kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin tartışmaların merkezine yerleştirdi.
Ezer, eğitim alanında yaşanan sorunların çözümü için kaynak ve enerji harcanması gerektiğini belirterek, önceliğin öğrencilerin temel ihtiyaçları olması gerektiğini ifade etti.
“Milyonlarca Öğrenci Temel İhtiyaçlarla Mücadele Ediyor”
Açıklamada, ekonomik zorluklar nedeniyle çok sayıda öğrencinin eğitim hayatında ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldığına dikkat çekildi. TÖBSEN, okullarda tüm öğrencilere en az bir öğün ücretsiz yemek verilmesi ve temiz içme suyuna erişimin sağlanmasının öncelikli kamu politikası olması gerektiğini savundu.
Ezer, Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirecek adımlar atması gerektiğini belirterek, mevcut uygulamaların kamuoyunda tartışma yarattığını dile getirdi.

Anayasal İlkeler Vurgusu
Basın açıklamasında, söz konusu protokolün anayasal bazı ilkeler açısından değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. TÖBSEN, uygulamanın;
Laik ve sosyal hukuk devleti ilkesi,
Eşitlik ilkesi,
Din ve vicdan özgürlüğü,
Eğitimin devletin gözetim ve denetimi altında yürütülmesi
gibi anayasal hükümler bakımından tartışmalı olduğunu öne sürdü.
MEB’e Üç Kritik Soru
TÖBSEN Genel Başkanı Deniz Ezer, açıklamasında Milli Eğitim Bakanlığı’na şu soruları yöneltti:
Devlet okulları ve kamu kaynakları neden belirli vakıf ve derneklerin kullanımına açılmaktadır?
Kamuda görev yapan on binlerce öğretmen bulunmasına rağmen eğitim faaliyetlerinde neden vakıf ve derneklerle iş birliği yapılmaktadır?
Yargı kararlarına rağmen bu uygulamalarda neden ısrar edilmektedir?
“Kamusal Eğitimi Savunmaya Devam Edeceğiz”
Açıklamanın sonunda TÖBSEN, vakıf, cemaat ve tarikatlarla yapılan eğitim protokollerinin iptal edilmesini talep ederek, eğitim alanının tamamen kamusal bir anlayışla yönetilmesi gerektiğini vurguladı.
Deniz Ezer, çocukların eğitim hakkının hiçbir yapı veya kuruluşun etkisine bırakılmaması gerektiğini belirterek, sendika olarak laik, bilimsel, demokratik ve kamusal eğitim hakkını savunmayı sürdüreceklerini ifade etti.
