SAYIN: İSTANBUL SÖZLEŞMESİ BİZİMDİR, VAZGEÇMİYORUZ « Hatay Yeni Haber Gazetesi

6 Ekim 2022 - 07:31

SAYIN: İSTANBUL SÖZLEŞMESİ BİZİMDİR, VAZGEÇMİYORUZ

İnsan Hakları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ergül Sayın, Hatay Kadınlar Birlikte Güçlü Platformu ile birlikte İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasını istedi.

reklam
SAYIN: İSTANBUL SÖZLEŞMESİ BİZİMDİR, VAZGEÇMİYORUZ
Son Güncelleme :

19 Haziran 2021 - 18:34

207 views
reklam

SAYIN: İSTANBUL SÖZLEŞMESİ BİZİMDİR, VAZGEÇMİYORUZ

İnsan Hakları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ergül Sayın, Hatay Kadınlar Birlikte Güçlü Platformu ile birlikte İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasını istedi.

Platform adına yapılan ortak basın açıklamasını Ergül Sayın okudu. Sayın, açıklamasında; “Açıklamamıza başlamadan önce 17 haziran 2021 tarihinde HDP İzmir İl Örgütü’nün bulunduğu binaya bir saldırı gerçekleştirilmiş ve saldırıda binaya giren saldırgan tarafından Deniz Poyraz isimli genç kadın öldürülmüştür. Hepimizde derin acıya yol açan bu saldırıyı kınıyor, HDP camiasına, Poyraz ailesine başsağlığı diliyoruz. Saldırının tüm boyutlarıyla birlikte etkili olarak soruşturulmasını ve aydınlatılmasını istiyoruz. İstanbul’da gerçekleşen Avrupa Konseyi’nin 121. toplantısında kabul edilen ,11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açılmış olması nedeniyle kısaca “İstanbul Sözleşmesi” olarak bilinen,1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe giren,Meclis’te oybirliği ile kabul edilen İstanbul Sözleşmesi’nden tek kişilik Cumhurbaşkanı Kararı ile çıkılamaz! Meclis’in iradesi tek kişiye devredilemez! Temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmeler böyle yok edilemez! Bu hukuksuz, bizim için geçersiz karar, isyanımızı ve öfkemizi büyüttü. Bizler bu kararı kabul etmiyoruz. İstanbul Sözleşmesi eşit ve şiddetten uzak hayat hakkımızın güvencesidir. İstanbul Sözleşmesi, din, dil, ırk, sınıf, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, sağlık durumu, engellilik, yaş, medeni hal, doğum yeri, göçmenlik gibi nedenlerle ayrımcılığa uğramaksızın şiddetten uzak bir hayat yaşama hakkının garantisidir.
YENİ SÖZLEŞMELERİ KABUL ETMİYORUZ
İstanbul Sözleşmesi, sınırları aşan mücadelemizin belgesidir. Şiddetle mücadeleyi en kapsamlı şekilde ele alan İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıp, “milli” ve “yerli” söylemleriyle mücadelemizin evrenselliğini yadsıyan yeni sözleşmeleri asla kabul etmiyoruz. Haklarımız ve hayatlarımız hakkında pazarlık yapmıyoruz. Şiddetin, kadın katliamının, tecavüz ve tacizlerin artarak sürdüğü, kadına karşı tüm şiddet biçimlerinin sıradanlaştırıldığı, mülteci kadınların uğradıkları her türlü şiddet ve istismarın görmezden gelindiği, LGBTİ+’ların sistematik olarak hedef gösterildiği bir ortamda, sözleşmeden çekilmeyi gündeme getirmek tüm bu suçlara zemin hazırlamak demektir. İstanbul Sözleşmesinden çekilme kararının arkasından nelerin geleceğini de biliyoruz. 6284’ün etkisiz hale getirilmesi, boşanan kadının yoksulluk nafakasının kısıtlanması, çocuk istismarcılarının affedilmesi, tecavüzcü ile evliliğin yeniden gündeme getirilmesi ve evlilik yaşının 16’nın da altına, çocuklarla cinsel ilişki yaşının 15’in de altına indirilmesi, şiddet suçlarında belge istenmesi, çocuk cinsel istismarı ve tecavüz suçlarında, kadına karşı şiddet suçlarında “somut delil” aranması, aile arabuluculuğu gibi temel haklara saldırılar olacak maalesef. Bu nedenle sesimizi her zamankinden daha çok çıkarmalıyız. Biz haklarından, hayatlarından, İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmeyen milyonlarız. Biz ‘’Çok sevdiği için, saygın mesleği olduğu için, erkeklik gururu zedelendiği için, kravat taktığı için” nice faile ayrımcı indirimler uygulandığı biliyoruz. Zenginliği, nüfuzu, iktidara yakınlığı, kamu görevlisi olduğu için korunan onlarca şiddet failini yakından tanıyoruz. Diğer taraftan kendisine şiddet uygulayan , tecavüz eden veya yeltenen, öldürmeye çalışan erkeğe karşı öz savunma gerçekleştiren kadınların yargısal süreçte karşılaştıkları ayrımcılıkları da biliyoruz.
YENİ ŞİDDET VAKALARININ ORTAYA ÇIKMAMASI İÇİN SÖZLEŞME UYGULANMALIDIR
Yargısal süreçlerde ayrımcılığın, adaletsizliklerin ve yeni şiddet biçimlerinin tekrar tekrar ortaya çıkmaması için, Etkin ve ivedi koruma, soruşturma ve yargılama için, Erkek adalet değil, gerçek adalet için İstanbul Sözleşmesinden Vazgeçmiyoruz! İstanbul Sözleşmesi şiddetin önlenmesi, şiddet görenlerin korunması, en temel ihtiyaçlarının karşılanması için tüm kamu görevlilerinin etkin görev yapmasını, barınmadan çocuk bakımına, psikolojik destekten ücretsiz sağlık hizmetlerine erişime, istihdam olanakları sağlanmasından tüm sağlık ve sosyal hizmet olanaklarının hızlı, nitelikli bir biçimde sunulmasına kadar bütün hizmetlerin yerine getirilmesini şart koşar. Tüm kamusal hizmetlere nitelikli, hızlı, güvenli, ücretsiz bir biçimde ulaşma hakkımız için, İstanbul Sözleşmesinden Vazgeçmiyoruz! Fabrikada, tarlada, ofiste, kampüste, hastanede, şantiyede, serada, postanede… Erkeklerden daha az ücrete mahkûm edilerek, düşük statülü, güvencesiz işlerde çalıştırılarak, yönetici konumlara getirilmeyerek toplumsal cinsiyet ayrımcılığına maruz kalıyoruz. İşyerinde fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik şiddetin hedefi oluyoruz. İstanbul Sözleşmesi işyerinde eşitsizliğin, şiddetin, ayrımcılığın önlenmesinin, çalışma hayatında da tam eşitliğinin sağlanması talebimizin somut dayanaklarından biri. Vazgeçmiyoruz! Sadece İstanbul Sözleşmesinin uygulanmasını değil, İLO 190 sayılı “Çalışma Yaşamında Şiddet ve Tacizin Önlenmesi Sözleşmesi”nin de imzalanmasını ve gereğinin yerine getirilmesini istiyoruz. İstanbul Sözleşmesi devleti eğitimin her kademesinde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama, okullar, kampüsler, dersliklerde yurtlarda cinsel taciz ve saldırıyı önleme, ulaşılabilir başvuru yerleri yaratma, toplumsal cinsiyet eşitliğini izleyen çalışmalar yapmakla mükellef kılıyor. Eşit, özgür, şiddetsiz bir üniversite, eğitimin her kademesinde toplumsal cinsiyet eşitliği için İstanbul Sözleşmesinden Vazgeçmiyoruz! Bölgesel savaşlar, ekolojik afetler, ekonomik çöküş göçü giderek daha fazla zorunlu hale getiriyor, göçmen kadın ve çocukların şiddete karşı korunması daha da önem kazanıyor. Göçmen kadın ve çocuklara karşı şiddet durumunda, dil bariyeri, mevzuat sorunları, yabancı düşmanlığı, önyargılar yüzünden karşılaşılan ekstra zorluklar İstanbul Sözleşmesi gibi yol gösterici yasal metinleri olmazsa olmaz kılıyor. İstanbul Sözleşmesi, hangi hukuki statüde olursa olsun, hatta kimliksiz dahi olsalar tüm göçmenlerin şiddete karşı korunmasını garanti ediyor. Doğduğu yerde yaşadığı yoksulluk, savaş ve şiddet nedeniyle göçe zorlananların şiddete karşı korunmasının güvencesi İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmiyoruz! İstanbul Sözleşmesi cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımı gözetmeksizin “ama” sız, “fakat”sız şiddeti yasaklar, LGBTİ+’ların da hayatlarını ve haklarını eksiklikleri de olsa şiddete karşı güvence altına alır. Türkiye Cumhuriyeti anayasası ve varolan tüm insan hakları belgeleri, bildirileri “herkesin eşitliğini” savunur. Bu ilkeye sahip çıkmak herkes için bir yükümlülük iken siyasi iktidar ve atanmış bürokratları LGBTİ+ları hedef göstererek İstanbul Sözleşmesinden çekilme kararını meşrulaştırmaya çalıştı. Her bir nefret söylemi ardından LGBTİ+’lara dönük saldırılar arttı, Ayrımcılık, nefret söylemi ve eşitsizlik karşısında İstanbul Sözleşmesi eşit ve özgür yaşam için dayanaktır. Tekçiliğe karşı, LGBTİ+ yoktur diyenlere karşı Gökkuşağının bütün renkleriyle buradayız, İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz! İstanbul Sözleşmesi madde 19 devletlere der ki; şiddete uğrayanların anadillerinde kendilerini ifade edebilmelerini sağlayacak hizmet ve olanakları yaratacaksınız.

REKLAM


İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ
İstanbul Sözleşmesi etkin uygulansaydı Fatma Altınmakas bugün hayatta olacaktı. Fatma Altınmakas uğradığı aile içi tecavüzü şikayet etmek için başvurduğu Jandarma Karakolu’nda, Türkçe bilmediği için derdini anlatamamış ve sonrasında eşi tarafından öldürülmüştü. Soruyoruz; Şiddete uğrayan kadınların yardım istemesi için geliştirilen Kadın Acil Destek (KADES) uygulamasında Türkçe, Farsça, Arapça, İngilizce, Rusça, Fransızca hizmet verileceği reklam edilirken, ülkede en çok konuşulan ikinci dil Kürtçe bu uygulamada neden yok? İstanbul Sözleşmesi ve getirdiği yükümlülükler her türlü siyasi çıkardan üstündür, dil ayırmadan bütün kadınların ve LGBTİ+’ların yaşam güvencesidir. Biz güvenli bir yaşam ve toplumsal cinsiyet eşitliği için, dil ve kimlik haklarımız için de İstanbul Sözleşmesinden Vazgeçmiyoruz! İstanbul Sözleşmesi devletlere der ki; her türlü şiddet eyleminin çocuklar üzerindeki etkisinin önlenmesi için sen sorumlusun! Çocukları korumak, şiddete karşı bariyer olmak için ulusal insan hakları kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve özellikle de kadın örgütleriyle işbirliği yapmalısın. Bugün neden Çocuk istismarcılarına af isteyen, kadınları ve kız çocuklarını kendilerine tecavüz eden erkeklerle evlendirme niyetindesin ? İstanbul Sözleşmesi devletlere düzenli olarak şiddet verilerini raporlama ve kamuoyuyla paylaşma sorumluluğu getirir. Devletin yerine getirmediği bu sorumluluğu kadın örgütleri yıllardır tek başımıza yapmaya çalışıyoruz. Gerçeklerin üstü örtülmesin, bir kişi daha aramızdan ayrılmasın, şiddete karşı somut adımlar atılsın diye İstanbul Sözleşmesinden Vazgeçmiyoruz! 20 Mart’ta yayınlanan tek kişilik hukuksuz kararın hemen ardından onlarca baro, kadın ve LGBTİ+ örgütü, siyasi parti, sivil toplum örgütü ve hatta tek tek kişiler Danıştay’a yürütmeyi durdurma davası açtı. Bugüne değin Danıştay’dan bir tek ses çıkmadı. Soruyoruz, dava dilekçelerimize ne oldu? Adaleti sağlaması gereken kurumlar neden işlemiyor? Sözleşmenin feshi, 1 Temmuz’da resmen gerçekleşecek. Danıştay dava dilekçelerimize ne zaman yanıt verecek? Beklettiğiniz, askıya aldığınız, görmezden duymazdan geldiğiniz, tozlu raflara terk ettiğiniz bizim yaşam hakkımız. Danıştay yürütmeyi durdurma taleplerimiz konusunda neden hala bir cevap vermiyor? 1 Temmuz’da Türkiye’nin Sözleşme’den çıktığı ilan edildikten sonra, iş işten geçtikten sonra mı karar verecek? Şimdiden söylüyoruz, biz bu davadan vazgeçmiyoruz. 1 Temmuz’dan sonra da hep birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ” ifadelerini kullandı. (Haber: Levent AŞKAR)

REKLAM

www.hatayyenihaber.com’un tüm hakları saklıdır. Kod, haber, resim, röportaj gibi her türlü içeriğinin tüm telif hakları www.hatayyenihaber.com’a aittir. www.hatayyenihaber.com sitesinde yer alan bütün yazılar, materyaller, resimler, ses dosyaları, animasyonlar, videolar, dizayn, tasarım ve düzenlemelerimizin telif hakları 5846 numaralı yasa telif hakları korunmaktadır. Bunlar www.hatayyenihaber.com’un yazılı izni olmaksızın ticari olarak herhangi bir şekilde kopyalanamaz, dağıtılamaz, değiştirilemez, yayınlanamaz. İzinsiz ve kaynak belirtilmeksizin kopyalama ve kullanımı yapılamaz.
www.hatayyenihaber.com’daki harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur. www.hatayyenihaber.com’da hiçbir bildirim yapmadan, herhangi bir zaman değişikliğe gidebilir. Bu sitedeki bilgilerden kaynaklı hataların hiçbirinden sorumlu değildir.

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam
reklam